Brown-Forman Türkiye Pazarlama Direktörü Aslı Özdural: “Türkiye’de marka olmak, sadece konuşmak değil; dinlemeyi bilmek

Brown-Forman, globalde 150 yılı aşkın marka mirasına sahip bir şirket. Ancak markanın Türkiye yolculuğu, yalnızca premium duruşuyla değil; kültürel duyarlılığı, deneyim odaklı yaklaşımı ve anlam inşa eden marka iletişimiyle de dikkat çekiyor. Biz de bu yaklaşımın detaylarını Brown-Forman Türkiye Pazarlama Direktörü Aslı Özdural ile konuştuk.

Brown-Forman Türkiye, deneyim odaklı pazarlama uygulamalarıyla tüketiciyle nasıl bağ kuruyor ve bu yaklaşım marka sadakatini nasıl güçlendiriyor?

Aslı Özdural:
Brown-Forman olarak, tüketiciyle kurduğumuz bağı yalnızca ürünlerimiz üzerinden değil, onların hayatına dokunan deneyimler üzerinden şekillendirmeye öncelik veriyoruz. Günümüz tüketicisi, yalnızca bir ürün satın almakla yetinmiyor; bir hikâyeye, bir atmosfere ve kendisini değerli hissettiren bir anıya ortak olmayı istiyor. Bu nedenle markalarımızı farklı yaşam tarzlarına dokunan kültürel buluşmalar, gastronomi deneyimleri ve özel davetler aracılığıyla konumlandırıyoruz. Amacımız markaları günlük yaşamın ötesine taşıyıp sosyal deneyimlerin doğal bir parçası haline getirmek. Böylece tüketici sadece bir etkinliğe katılmıyor; markayla kurduğu bağı güçlendiriyor, onu sahipleniyor ve kendini onun bir parçası gibi hissediyor.

Global vizyonu Türkiye’deki tüketici davranışlarıyla buluştururken en çok hangi noktalara dikkat ediyorsunuz?

Aslı Özdural:
Brown-Forman globalde 150 yılı aşkın süredir çok güçlü bir marka vizyonuna sahip. Ancak her pazarın kendine özgü kültürel dokusu, alışkanlıkları ve beklentileri var. Türkiye’de tüketiciler samimiyet, içtenlik ve kültürel duyarlılığı ön planda tutuyor. Bu nedenle global vizyonumuzu birebir aktarmak yerine yerel içgörülerle harmanlayarak hayata geçiriyoruz.
Örneğin globaldeki “Nothing Better in the Market” mottosunu Türkiye’de daha doğal, tüketiciye yakın bir iletişim diliyle yansıtıyoruz. Markalarımızın özünü koruyarak, “bu marka bana yakın, bana değer veriyor” dedirtecek özgün temas noktaları yaratıyoruz.
Ayrıca genç nesil markalardan yalnızca ürün sunmasını değil, değerler üzerinden bir duruş sergilemesini bekliyor. Bu nedenle sorumlu tüketim, sürdürülebilirlik ve kültürel bağlılık kavramlarını global stratejiden ödün vermeden, lokal hassasiyetlerle öne çıkarıyoruz.

Kültürel Değerler ve Lokal Yaklaşım

Global inisiyatiflerinizi Türkiye’deki yerel değerlerle buluştururken nelere dikkat ediyorsunuz?

Aslı Özdural:
Globaldeki prestijli inisiyatiflerimizi Türkiye’ye uyarlarken, markalarımızın duruşu ile kültürel bağların doğal bir uyum içinde olmasına özen gösteriyoruz. Örneğin Kentucky Derby gibi global etkinliklerimizi, Türkiye’de tarihsel ve kültürel önemi yüksek Gazi Koşusu ile yeniden yorumladık. Bu sayede markalarımız globaldeki premium kimliğini korurken, yerel kültüre de duyarlı bir şekilde tüketiciye ulaşıyor.
İletişim dilimizde samimiyet, saygı ve aidiyet öncelikli. Türkiye’deki tüketici bir markanın kültürel yaklaşımını net biçimde okuyor. Bu nedenle sponsorluk ve etkinlikleri yalnızca görünürlük için değil; uzun vadeli güven ilişkisi kurma fırsatı olarak değerlendiriyoruz.

Türkiye’deki tüketiciye dokunurken global stratejiden ne kadar esneklik alabiliyorsunuz?

Aslı Özdural:
Brown-Forman globalde çok güçlü bir stratejiye sahip, ancak Türkiye’nin genç nüfusu ve hızlı değişen dinamikleri bizi çevik olmaya zorluyor. Global stratejilerimizi birebir uygulamak yerine, lokal içgörülerle zenginleştiriyor ve esnek biçimde yeniden yorumluyoruz. Böylece hem markalarımızın mirasını ve premium duruşunu koruyor hem de Türk tüketicisinin beklentilerine uygun, samimi bir iletişim dili kurabiliyoruz.

Sorumlu Tüketim ve Sürdürülebilirlik

Brown-Forman’ın globaldeki sorumlu tüketim yaklaşımı Türkiye’ye nasıl adapte ediliyor?

Aslı Özdural:
Sorumlu tüketim bizim için sadece etik bir sorumluluk değil; topluma sunduğumuz değerin bir parçası. Etkinliklerimizde “moto vale” uygulamasıyla misafirlerimizin güvenli şekilde evlerine ulaşmasını teşvik ediyoruz. Sahadaki tüm marka deneyimlerimizde bilinçli tüketim mesajlarını doğal bir biçimde iletişimimize entegre ediyoruz. Amacımız, keyifli anlar yaşatırken aynı zamanda sorumluluk bilincini güçlendirmek.

Çevre bilinci ve deniz yaşamını odağına alan sosyal sorumluluk projeniz hangi hedeflerle hayata geçirildi?

Aslı Özdural:
İtalya’da başlatılan “Mare Mio” projesinin Türkiye’ye özgün versiyonunu planımıza aldık. Amacımız yalnızca çevre bilincini desteklemek değil, deniz yaşamını koruma konusunda somut adımlar atmak. Bu projeyle markalarımızı yalnızca ürün kalitesiyle değil, topluma ve çevreye sunduğu katkılarla tanınır kılmak istiyoruz. Aynı zamanda genç neslin çevresel duyarlılığını destekleyerek sürdürülebilirlikte ilham veren bir marka konumuna ulaşmayı hedefliyoruz.

Türkiye pazarına özgü sürdürülebilirlik uygulamalarında neler göreceğiz?

Aslı Özdural:
Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik stratejilerimizi daha görünür ve kapsayıcı hale getirmeyi planlıyoruz. Türkiye’ye özgü sosyal sorumluluk projeleriyle yerel toplumla daha güçlü bağ kuracağız. Plastik kullanımını azaltma konusunda somut adımlar atıyoruz; Kasım itibarıyla plastik bileşenleri azaltılmış yeni kapak tasarımlarına geçiyoruz.
Bu değişim yalnızca çevresel etkimizi azaltmayacak, aynı zamanda pazarlama iletişimimizin de bir parçası haline gelecek. Çünkü sürdürülebilirliği yalnızca üretimde değil, marka anlatımımızda da görünür kılmak istiyoruz.

Değerler ve Kültürle Uyum

Brown-Forman’ın kültürel değerleri Türkiye operasyonunda nasıl hayat buluyor?

Aslı Özdural:
Güven, açıklık, saygı ve iş birliği Brown-Forman kültürünün temel taşları. Türkiye operasyonumuzda bu değerleri kapsayıcı liderlik anlayışıyla günlük iş yapış biçimimizin merkezine koyuyoruz. Her ekip arkadaşımızın sürece dahil olduğu, fikirlerini özgürce paylaştığı bir ortam yaratıyoruz. “Great Place to Work” sertifikamız da bu anlayışın en somut göstergesi.

Türkiye’deki pazarlama stratejileriniz, grubun uzun vadeli büyüme yolculuğunda nasıl bir rol oynuyor?

Aslı Özdural:
Türkiye, Brown-Forman’ın global haritasında stratejik öneme sahip ülkelerden biri. Hacim açısından ilk 10 pazar arasında yer almamız, Türkiye’nin global büyümeye doğrudan katkı sağladığını gösteriyor. Buradaki deneyim odaklı stratejilerimiz global ekipler tarafından da yakından takip ediliyor. Türkiye operasyonu, yalnızca güçlü bir destekçi değil; aynı zamanda yenilikçi bir ilham kaynağı.

Kültürel duyarlılık ve sorumluluk odağı ekip içinde nasıl bir kültür yaratıyor?

Aslı Özdural:
Kültürel duyarlılık bizim için dışa dönük bir pazarlama söylemi değil, içselleştirilmiş bir iş yapma biçimi. Bu anlayış ekiplerimiz arasında güven, aidiyet ve saygı kültürünü pekiştiriyor. Her çalışanın potansiyelini ortaya çıkarabileceği, farklı bakış açılarının teşvik edildiği, açık iletişimin ön planda olduğu bir ortam yaratıyoruz. Böylece ekip arkadaşlarımız sadece bir markanın değil, ortak bir vizyonun temsilcileri haline geliyor.

🪐 The Brand Planet Yorumluyor:

Brown-Forman’ın Türkiye stratejisi, küresel premium kimliği yerel kültürle harmanlamanın ders niteliğinde bir örneği. Deneyimsel bağ kurma, kültürel duyarlılık ve sorumlu tüketim vurgusu markayı yalnızca içki sektöründe değil, “anlam üreten markalar” arasında konumlandırıyor.

İlginizi çekebilir

Haberi beğendiniz mi? Paylaşmak iyi bir fikir olabilir.

İlgili Haberler

Brand Planet E-bülten'e Ücretsiz Abone Ol!