“İK, artık kültür mühendisliği işidir”

adidas Türkiye Kıdemli İK Direktörü İrem Önal ile yaptığımız bu söyleşide, yalnızca bir spor markasının insan yönetimi anlayışını değil; aynı zamanda geleceğin iş kültürüne yön veren bir yaklaşıma tanıklık ediyoruz. Gen Z’ye nasıl ulaşıyorlar? İşitme engelli bireyler için mağazalarda ne gibi çözümler geliştirdiler? Down sendromlu çalışanlar kuruma ne kattı?

Yanıtlar bir İK politikası değil; değerlerle örülü bir yolculuk sunuyor.

Sporun birleştirici gücünü marka perspektifinizde nasıl konumlandırıyorsunuz? Bu yaklaşım özellikle Gen Z’ye ulaşmanızda nasıl bir rol oynuyor?

adidas’ın tüm stratejilerinin ve kültürünün merkezinde spor yer alıyor. Çünkü biz sporu yalnızca fiziksel bir aktivite olarak değil, insanları bir araya getiren ve dünyayı daha iyi bir yere dönüştürme gücüne sahip evrensel bir değer olarak görüyoruz. Bu anlayış, tüm insan ve yetenek stratejilerimizin temelini oluşturuyor.

Özellikle Gen Z’nin anlam arayışı, toplumsal duyarlılığı ve aidiyet beklentileriyle sporun birleştirici gücü güçlü bir örtüşme içinde. Üniversite kampüslerinde gerçekleştirdiğimiz etkinlikler, gençlere yönelik dijital içeriklerimiz (vlog, podcast) ve genç yeteneklerle bağ kurduğumuz “With Talents We Run” ve “With Talents We Yoga” gibitopluluk temelli spor aktiviteleriyle yalnızca onlara ulaşmakla kalmıyor, aynı zamanda onlarla ortak bir değer sistemi kuruyoruz. adidas’ta genç yeteneklere yalnızca bir iş değil, birlikte şekillendirecekleri kültürel bir alan sunarak üniversite öğrencilerini hem sporun hem de adidas dünyasının bir parçası haline getiriyor, onların üst düzey yöneticilerimizle birebir iletişim kurabileceği ilham verici buluşmalar düzenliyoruz.

Genç yetenekler için oluşturduğumuz staj olanaklarıyla onları adidas’ın bir parçası haline getiriyoruz. Şirket içindeki Sports Engagement ekibimiz liderliğinde; kürek, yelken, futbol, kayak ve fitness gibi farklı branşlarda düzenlenen aktivitelerle çalışanlarımızı aktif yaşama teşvik ediyor, fiziksel ve zihinsel iyilik hallerini güçlendiriyoruz. Bu bütünsel yaklaşım, genç yeteneklerin de kendilerini ifade edebilecekleri ve aidiyet hissedebilecekleri bir alan yaratıyor.

Öte yandan, adidas Runners topluluğumuzla yıl boyunca özel günlerde düzenlediğimiz koşu etkinlikleri; sporu birlikte deneyimlemenin heyecanını yaşadığımız, topluluk ruhunu ve aidiyeti pekiştirdiğimiz değerli anlara dönüşüyor. Bu deneyimi, markamızın iş birliği içinde olduğu sporcular, atletler ve takımlarla zaman zaman gerçekleştirdiğimiz davetler ve ilham verici buluşmalarla daha da derinleştiriyoruz. Tüm bu etkileşimler, Gen Z’nin adidas dünyasını sadece dışarıdan gözlemlediği değil; bizzat içinde yer alarak yaşadığı, bağ kurduğu ve kendini ait hissettiği güçlü alanlara dönüşüyor.

Kapsayıcılık yaklaşımınız doğrultusunda, mağazalarda işitme engelli bireylere yönelik geliştirdiğiniz çözümlerden ve bu sürecin nasıl başladığından bahseder misiniz? Bu uygulamanın sahadaki yansımaları neler oldu? Önümüzdeki dönemde benzer adımlar planlıyor musunuz?

Kapsayıcılık, çeşitlilik ve eşitliği adidas’ta yalnızca bir ilke değil, tüm organizasyonda yaşanan ve yön verilen bir kültür olarak görüyoruz. Mağazadan ofise, her temas noktasında herkesin kendini güvende, değerli ve ait hissetmesini sağlamak bizim için öncelikli bir sorumluluk. İşitme engelli bireylerin alışveriş sürecinde karşılaştığı görünmeyen bariyerleri fark ederek bu alanda cesur bir adım attık. 2024 yılında başlattığımız uygulamayla, mağazalarımızda işaret dili farkındalığı yüksek ekip arkadaşlarımız ve QR kod üzerinden erişilebilen canlı tercüman desteği ile işitme engelli bireyler için bağımsız, güvenli ve kapsayıcı bir alışveriş deneyimi sunmaya başladık. Sahadan aldığımız güçlü geri bildirimler, bu uygulamanın yalnızca müşteri deneyimine değil, çalışanlarımızın empati ve farkındalık düzeyine de önemli katkı sağladığını gösteriyor. Haziran ayı itibariyle işitme engelli müşterilerimiz için kapsayıcı mağaza projemizi tüm Türkiye’de 172 mağazamıza yaydık. Müşterilerimizle artan etkileşimle beraber bu kapsayıcı yaklaşımı organizasyon genelinde sürdürülebilir bir kültür haline getirmeyi hedefliyoruz.

Kapsayıcılığı yalnızca belirli alanlarda değil, organizasyonun tüm kademelerinde görünür kılmayı önemsiyoruz. Bu kapsamda, organizasyonun genelinde ve yönetici seviyelerinde kadın temsil oranlarını düzenli olarak takip ediyor ve artırmaya yönelik somut aksiyonlar alıyoruz. Cinsiyet dengesini gözeten işe alım süreçleri, gelişim fırsatlarına eşit erişim ve rol model kadın liderlerin görünürlüğünü artırmaya yönelik uygulamalarla, kapsayıcılığı sürdürülebilir bir kültüre dönüştürmeyi hedefliyoruz.

Down sendromlu bireyler için yürüttüğünüz istihdam projesi nasıl başladı? Bu proje ekipleriniz ve mağaza kültürü açısından nasıl bir dönüşüm yarattı?

“Limitlerin Ötesinde: Yetenek+1” projesi, adidas’ın “Saygı” ve “Cesaret” değerlerinden ilham alarak hayata geçti. 2024 yılında başlattığımız bu yolculukla, şu anda 4 mağazamızda Down sendromlu 4 yetenekle çalışıyoruz. Bu süreç yalnızca sembolik bir adım değil, 2000 saatin üzerinde eğitim, birebir mentorluk ve tüm adidas ekiplerinin dahil olduğu bir dönüşüm programının parçasıydı.

Etkilerini kısa sürede hem çalışanlarımızda hem de müşterilerimizde gözlemlerken, mağaza ekiplerimizde empati, iletişim ve takım ruhunda belirgin bir artış yaşandı. Mağaza kültürümüz daha sıcak, açık ve kapsayıcı bir yapıya dönüştü. Şimdi ise bu farkındalığı merkez ofisimize taşıyarak, bir Down sendromlu yeteneği ofis ekibimize dahil etmeyi ve bu dönüşüm yolculuğunu daha da derinleştirmeyi hedefliyoruz.

adidas’ın kurum kültürünüzü tanımlayan en güçlü değerler neler? Bu kültürün hem mağazalarda hem ofis ortamında tutarlı şekilde yaşaması için nasıl bir strateji izliyorsunuz?

adidas kültürü, başarıyı yalnızca rakamlarla değil; nasıl kazandığımızla da tanımlar. “How We Win” ve “How We Play” yaklaşımıyla kurumsal değerlerimizi işimizin her alanında görünür ve yaşanır kılıyoruz. Cesaret, Sahiplenme, Yenilikçilik, Bütünlük, Saygı ve Takım Oyunu; adidas’ın kurumsal değerleri bizim için sadece sözde kalan başlıklar değil, her gün yaşadığımız ve benimsediğimiz, çalışan deneyimimizin ve liderlik yaklaşımımızın temelini oluşturan prensiplerdir. Bu değerlerin organizasyonun her seviyesinde tutarlı şekilde yaşaması için koçluk uygulamaları, geri bildirim döngüleri ve lider geliştirme programlarını entegre ediyoruz.

Ayrıca her yıl düzenlenen Superstar Ödülleri programıyla, bu 6 değeri işine ve takımına yansıtan projeleri ödüllendiriyoruz. Hem lokal hem global seviyede gerçekleşen bu ödüllendirme süreci, değerlerin görünür hale gelmesini ve yaygınlaşmasını sağlıyor. Bu uygulamalar sayesinde değerler yalnızca birer prensip değil, davranışa ve etkiye dönüşen güçlü birer kültür taşıyıcısı haline geliyor.

Bu kültürü yaşayan ve yaşatan bir yapı haline getirmek için liderlik ekibimizin düzenli olarak gerçekleştirdiği açık kapı oturumları, kahve sohbetleri ve ilham verici söyleşilerle çalışanlarla samimi ve erişilebilir bir iletişim kuruyoruz. Ayrıca performans süreçlerimizde yalnızca ne başardığımıza değil, nasıl başardığımıza da odaklanıyor; kurumsal değerlerimizi davranışlara yansıtan ekip arkadaşlarımızı görünür kılarak, bu yaklaşımı ödüllendirme mekanizmalarımıza entegre ediyoruz.

Genç yeteneklerin beklentileri doğrultusunda çalışanlarınıza ne gibi esneklikler ve imkanlar sunuyorsunuz? Retail ve ofis ekipleri arasında bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Çalışanlarımıza sunduğumuz birçok imkanla, yalnızca iş sonuçlarına değil; onların iyi olma haline, iş-özel yaşam dengelerine ve uzun vadeli gelişimlerine de yatırım yapıyoruz. Ofis çalışanlarımız için hibrit modelin yanı sıra, yılda toplam 3 haftaya kadar uzaktan çalışabilecekleri Her Yerden Çalışma hakkı tanıyoruz. Ayrıca cuma günleri erken çıkış uygulamamızla haftayı daha dengeli ve verimli bir şekilde tamamlamalarını destekliyoruz. Bu esneklikler, çalışanlarımıza duyduğumuz güvenin bir göstergesi olarak kültürümüzün temel parçalarından biri haline geliyor. Tüm çalışanlarımız için esnek çalışma saatleri uygularken, perakende ekiplerimizde haftada 2 gün izin ve 40 saatlik çalışma modeliyle sektörde öncü bir yaklaşım benimsiyoruz.

 İyi oluş programımız adiwell ve Çalışan Destek Programımız ile fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlığı destekliyoruz. Bu yaklaşım, çalışan memnuniyetini artırırken aynı zamanda yetenekleri elde tutma oranımıza da doğrudan katkı sağlıyor.

İnsan Kaynakları ekibi olarak çalışanlarla çok yakın ve sürekli bir iletişim içinde olup; her seviyeden çalışanla birebir temas kurmaya özen gösteriyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz 1-1 görüşmeler, “How Are You?” seansları ve haftalık düzenli saha ziyaretleri gibi insiyatifler çalışanların sesini doğrudan duyabilmemizi sağlıyor. Bu yaklaşım, sadece esneklik ve destek sunmakla kalmıyor; aynı zamanda güvene dayalı, sürdürülebilir bir işveren markası yaratmamıza da katkı sağlıyor.

Çalışanlarınızın kişisel ve mesleki gelişimleri için hangi eğitim ve gelişim programlarını gerçekleştiriyorsunuz?

Gelişim yaklaşımımız, yalnızca teknik becerilerle sınırlı olmayan; insan odaklı yetkinlikler ile stratejik kasları bir arada geliştiren bütünsel bir yapıya dayanıyor. Bu kapsamda içeriklerimiz; bireysel potansiyeli ortaya çıkaran koçluk ve mentorluk programlarından, takım dinamiklerini güçlendiren takım koçluğu uygulamalarına; hikaye anlatıcılığı, profesyonel duruş ve imaj gibi iletişim odaklı eğitimlerden, “Art of Balance” gibi iş-özel yaşam dengesini destekleyen programlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Kapsayıcılık ve liderlik gelişimi, sürdürülebilir müzakere teknikleri, proje yönetimi ve stratejik bakış açısını geliştirmeye yönelik içeriklerle çalışanlarımıza şirket stratejilerimiz ve değerlerimizle uyumlu çok yönlü gelişim imkanları sunuyoruz. Ayrıca her seviyeye özel yıllık eğitim planlamalarıyla direktör, yönetici ve mağaza liderleri gibi farklı grupların ihtiyaçlarına uygun liderlik gelişim programları kurguluyoruz. Yurtdışı fırsatlarıyla birlikte global deneyimi ve şirket içi departmanlar arası rotasyonu teşvik ettiğimiz kısa süreli görevlendirmeler ile çalışanlarımızın farklı alanlarda deneyim kazanmasını ve gelişimini iş başında sürdürmesini teşvik ediyoruz. Global ve bölgesel liderlerimizle düzenlediğimiz roundtable buluşmaları ile yeteneklerimize kendilerini ifade edebilecekleri, görünürlük kazanabilecekleri alanlar sunuyoruz. Bununla birlikte, Leadership Framework uygulamamız sayesinde liderlik yetkinliklerine net bir çerçeve sunuyor, bu çerçevenin organizasyonda içselleştirilmesi için öğretici seanslar, aktivasyonlar ve workshoplar düzenliyoruz. Bu sayede yöneticilerimiz, yalnızca operasyonel değil, kültürel liderlik kapasitelerini de geliştirme fırsatı buluyor. Çünkü gelişimin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kültürel bir dönüşüm etkisi yarattığına inanıyoruz.

adidas’ta kariyer gelişimi nasıl şekilleniyor? İç terfi sistemi ve lider yetiştirme yaklaşımınızdan bahsedebilir misiniz?

Kariyer gelişimindeki en önemli önceliğimiz iç adayları desteklemek olmakla birlikte, dışarıdan yetenek kazanımı da stratejimizin bir parçası. İçeriden lider yetiştirme yaklaşımımız ve şeffaf terfi süreçlerimizle güçlü bir iç kariyer kültürü oluştururken, dışarıdan gelen yeteneklere de geniş fırsatlar sunuyoruz. Bu yaklaşım sayesinde iç terfiler, yatay kariyer geçişleri, dönemsel ve kalıcı global fırsatlar kültürümüzün önemli bir parçası olmaya devam ediyor.

Bunun yanı sıra, bireysel gelişim hedeflerinin periyodik olarak takip edildiği ve yöneticilerin koçluk rolünü aktif şekilde üstlendiği bir sistemle liderlik potansiyellerini ortaya çıkarıyoruz. Böylece her çalışan, bir sonraki rolüne hazırlanabileceği destekleyici bir yapıya sahip oluyor ve bu yaklaşım çalışan bağlılığını güçlendiriyor.

“Leadership Starts With You” programımız, saha çalışanlarımızın terfi süreçlerine daha iyi hazırlanmalarını sağlamak amacıyla gelişim seansları sunuyor ve kariyer yolculuklarını destekliyor.

Çalışanlarımızı hem global ve bölgesel rollerde kariyerlerini ilerletmeleri hem de şirket içindeki farklı departmanlarda yeni fırsatlar keşfetmeleri için cesaretlendiriyoruz. adidas Türkiye’nin yanı sıra, bölgesel ve global projelerde görev alan çalışanlarımız, mevcut rollerinin yanında stratejik sorumluluklar üstlenerek profesyonel gelişimlerini hızlandırıyor ve adidas içinde kariyerlerini şekillendiriyor.

Çalışan bağlılığını artırmak ve kurum içi sosyal hayatı güçlendirmek adına ne gibi etkinlikler ve iç iletişim projeleri hayata geçiriyorsunuz?

Çalışan bağlılığını yalnızca anlık motivasyon aktiviteleriyle değil, anlamlı ve sürdürülebilir bir kültür inşa ederek güçlendirmeye inanıyoruz. adidas’ta çalışanlar kendilerini yalnızca bir ekip üyesi olarak değil, bu kültürün aktif bir parçası olarak hissediyor.

Her departmandan temsilcilerin yer aldığı Bağlılık Komitemiz ile birlikte, şirket içindeki ihtiyaçlara yönelik kapsamlı ve özel aksiyonları belirleyip, bu doğrultuda etkinlikleri titizlikle yönetiyoruz.Çalışan hikayelerini görünür kılan içerikler, takım koçluğu temelli buluşmalar, ofis ve saha arasında köprü kuran projeler ve mentorluk programları hayata geçiriyoruz. Yeni ofisimizdeki sosyal alanlar, adiwell çatısı altındaki wellbeing aktiviteleri, dijital bültenlerle desteklenen iletişim ağı ve Sports Engagement komitemiz liderliğinde grup sporları gibi uygulamalarla çalışanlarımızın hem fiziksel hem de duygusal ihtiyaçlarını gözetiyoruz.

Proaktif ücretlendirme ve yan haklar politikalarımız sayesinde, ücretlendirme stratejimizi çalışanlarımızın ihtiyaçları ve pazar dinamikleri doğrultusunda sürekli gözden geçiriyor ve gerekli aksiyonları alıyoruz. Bu yaklaşımın, hem mağaza hem de merkez ofis çalışanlarımızın bağlılığını artırmada olumlu etkilerini açıkça gözlemliyoruz.

Ayrıca, uzun yıllardır bizimle yolculuk eden ekip arkadaşlarımız için kıdem ödülleriyle, bağlılık ve katkı kültürünü görünür kılıyor, her çalışma arkadaşımızın değerli hissetmesini önceliklendiriyoruz. Takdir kültürünü yapılandırılmış ve sürekliliği olan sistemlerle destekleyerek, organizasyonel bağlılığı güçlendirmeye devam ediyoruz.

🪐 Brand Planet Yorumluyor:

Sporun birleştirici ruhu, adidas’ta yalnızca bir pazarlama stratejisi değil; kurum kültürünün özü. İrem Önal’ın yanıtları, bir işveren markasının yalnızca ne söylediğiyle değil, nasıl yaşattığıyla fark yarattığını gösteriyor. İç terfiden esnek çalışmaya, kapsayıcı mağaza deneyiminden genç yetenek stratejilerine kadar… adidas’ın hikâyesi, sürdürülebilir kültür yaratımına dair ilham verici bir örnek.

Kurum içi bağlılık artık primlerle değil, paylaşılan bir amaçla inşa ediliyor. Ve görünen o ki adidas, bu amacı yalnızca sahada değil; mağazadan ofise kadar her noktada yaşatıyor.

İlginizi çekebilir

Haberi beğendiniz mi? Paylaşmak iyi bir fikir olabilir.

İlgili Haberler

Brand Planet E-bülten'e Ücretsiz Abone Ol!