Mango’nun kurucusu ve moda dünyasının öncü isimlerinden İsak Andiç, 71 yaşında hayatını kaybetti. Moda sektöründe global bir başarı hikâyesi yaratan Andiç, girişimcilik vizyonu ve köklerine duyduğu bağlılıkla tanınan bir isimdi.
1953 yılında İstanbul’da dünyaya gelen İsak Andiç, 1968’de ailesiyle birlikte İspanya’ya göç etti. Kardeşi Nahman Andiç ile birlikte tişört ve takunya satarak başladıkları küçük girişim, 1984 yılında Barselona’da Mango’nun kurulmasıyla küresel bir moda devine dönüştü. Bugün 120 ülkede 3.000 mağazasıyla faaliyet gösteren Mango, Andiç’in liderliğinde moda dünyasının en güçlü markalarından biri haline geldi.
Türk kökenlerini her zaman gururla taşıyan Andiç, hem iş hayatında hem de özel yaşamında Türkiye ile bağlarını korudu. Yaz aylarını Bodrum’da geçirirken, Mango’nun yönetiminde Türk isimlere yer vererek bu bağı pekiştirdi. Atatürk’e olan hayranlığını ise şu sözlerle dile getirmişti: “Atatürk sayesinde Avrupa’da yabancılık çekmedim. Kendimi ona borçlu hissediyorum.”
Andiç, iş dünyasında sadece moda sektöründe değil, finans alanında da önemli bir figürdü. 2006 yılında Banco Sabadell’in yönetim kuruluna atanarak İspanyol finans sektöründe etkili bir rol oynadı. Forbes’un 2024 yılı listesine göre, 4,5 milyar euroluk servetiyle İspanya’nın en zengin beşinci iş insanı olan Andiç, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu listeye giren nadir isimlerden biriydi.
Mango CEO’su Toni Ruiz, yaptığı açıklamada, “İsak Andiç’in vizyonu, Mango’nun ruhunda yaşamaya devam edecek. Onun hayalini sürdürmek bizim en büyük sorumluluğumuz,” diyerek duyduğu derin saygıyı ifade etti.
İsak Andiç’in yaşamı, sadece bir girişimcilik öyküsü değil, aynı zamanda kültürler arasında güçlü bir bağ kuran bir liderin hikâyesiydi. Moda dünyasında bıraktığı izler, yarattığı markayla yaşamaya devam edecek.
🪐 Brand Planet Yorumluyor:
Isak Andic’in yaşamı, girişimcilik tutkusunu ve köklerine duyduğu bağlılığı gözler önüne seriyor. Mango’nun küresel başarısı, onun vizyoner liderliğinin bir yansıması. İstanbul’dan başlayıp Barselona’ya uzanan bu yolculuk, hem bir markanın doğuşunu hem de iki kültürün kesişimindeki bir hayatı simgeliyor. Isak Andic’in bıraktığı miras, sadece moda dünyasında değil, ilham verdiği hikâyelerde de uzun süre etkisini sürdürecek.
