Bir dönemin istifa kültürü sessizdi. Çalışanlar yaşadıklarını içine atar, zamanı geldiğinde fazla dikkat çekmeden ofisten ayrılırdı.
Şimdi tablo değişiyor. İstifalar artık sahne alıyor. TikTok videoları, LinkedIn postları, Zoom toplantılarında canlı vedalar… “Giderken herkes duysun” cümlesi, yeni dönemin kısa özeti haline geliyor.
Bu kültürün adı da kondu: Revenge Quitting. Yani çalışan artık yalnızca işi bırakmıyor; yaşadığı hikâyeyi de beraberinde anlatıyor.
Z kuşağının iş yaşamındaki ağırlığı arttıkça kariyer, sadece maaş ve unvandan ibaret görülmüyor. Değer görmek, gelişmek, katkı sunmak ve anlamlı hissetmek daha fazla önem kazanıyor.
Bu beklentiler karşılanmadığında istifa da sessiz kalmıyor.
Yaşananlar anlatılıyor, paylaşılıyor, yayılıyor.
Kimi zaman şirket ismi açıkça verilmese bile mesaj ortada:
“Ben burada vardım. Ama görülmedim.”
2025 yılıyla birlikte bu eğilim verilerle de görünür hale geldi.
Software Finder’ın araştırmasına göre, her 25 tam zamanlı çalışandan biri bu yıl içinde revenge quitting yapmayı planlıyor. Üstelik bu kararlar anlık alınmıyor; bu eğilimi taşıyan çalışanlar, fikri ortalama 13 aydır düşünüyor.
En fazla görüldüğü alanlar ise pazarlama, medya ve teknoloji sektörleri.
Araştırmanın öne çıkan verileri şöyle:
- 🙃 %93’ü mevcut işinden memnun değil.
- 📉 %48’i düşük maaş ve zam alamamaktan şikâyetçi.
- 🙇♀️ %34’ü kendini değersiz hissediyor.
- 🧱 %33’ü kariyerinde ilerleme şansı göremiyor.
Bu tablo, revenge quitting’i bireysel bir çıkıştan daha büyük bir kurumsal sinyale dönüştürüyor.
Vedalar artık içeride kalmıyor. Her kamuya açık istifa hikâyesi, kurum kültürünü dışarıdan okunabilir hale getiriyor.