Kahve tüketimi, geleneksel alışkanlıkların ötesine geçerek daha esnek, daha hızlı ve daha gündelik anlara yayılıyor. Lavazza da bu değişimden hareketle, Almanya merkezli süt ürünleri şirketi Müller iş birliğiyle süt bazlı Ready To Drink ürünlerden oluşan yeni bir soğuk kahve serisi geliştirdi.
Lavazza’nın yeni soğuk kahve serisi; Latte Macchiato, Cappuccino, Caramel Latte ve Cappuccino Tiramisù çeşitlerinden oluşuyor. İtalyan kahve tariflerinden ilham alan ürünler, markanın kahve kategorisindeki konumunu soğuk raf ve hazır tüketim alanına taşıyor.
Müller’in süt ürünleri, soğuk raf ve soğuk zincir kategorilerindeki deneyimiyle şekillenen seri, Lavazza’nın kahve odağını market raflarına ve anlık tüketim anlarına genişletmesi açısından dikkat çekiyor.
Kahvede yeni rekabet alanı: soğuk raf
Lavazza’nın Müller iş birliği, kahve markalarının büyüme alanlarını artık yalnızca kafe, ev ya da sıcak içecek deneyimi üzerinden okumadığını gösteriyor. Soğuk raf; market alışverişi, hareket halindeki tüketici, ofis molaları ve gün içindeki kısa tüketim aralıkları için giderek daha görünür bir alan haline geliyor.
Hazır içimli kahve ürünleri, özellikle pratik tüketim, taşınabilir ambalaj ve farklı lezzet profilleriyle kahve kategorisinin yeni temas noktalarından birine dönüşüyor. Bu nedenle Lavazza’nın süt bazlı Ready To Drink kahve serisi, markanın sıcak kahve algısını soğuk içecek rafına taşıyan bir kategori hamlesi olarak okunabilir.
Türkiye’de soğuk kahve pazarı büyüyor
Türkiye verileri de bu kategori için dikkat çekici bir zemin sunuyor. Soğuk kahve, Türkiye’de soğuk içecek kategorisinin yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturuyor. Kategori son yedi yılda neredeyse altı kat büyürken, 2024 itibarıyla 300 milyon TL’lik hacme ulaştı.
Kahve tüketimindeki genel artış da bu eğilimi destekliyor. Türkiye’de kişi başı yıllık kahve tüketiminin son 10 yılda 350-400 gram seviyelerinden yaklaşık 1,5 kilograma yükseldiği aktarılıyor.
Bu tablo, Türkiye’de Latte Macchiato, Cappuccino, Caramel Latte ve Tiramisù gibi sütlü, aromalı ve soğuk kahve varyantları için de alan açabileceğine işaret ediyor. Özellikle genç tüketicinin pratik, taşınabilir ve farklı lezzet profillerine açık yapısı, bu ürünlerin market raflarında daha fazla yer bulmasını sağlayabilir.