McDonald’s denince akla ilk gelen hamburger ve patates olsa da, şirketin temelinde aslında 42 milyar dolarlık bir gayrimenkul stratejisi yer alıyor. Bu strateji, McDonald’s için yalnızca ek bir gelir kaynağı değil; McDonald’s yıllık geliri olan 23 milyar doların %36’sını gayrimenkulden sağlıyor. Şirket, restoranlarını yalnızca franchise modeli ile işletmekle kalmıyor, aynı zamanda birçok lokasyonda franchise sahiplerine kiralama hizmeti sunarak dünya genelindeki 40.000’den fazla lokasyonda arazilerin %55’ini, binaların ise %80’ini kontrol ediyor.
McDonald’s’ın bu gayrimenkul stratejisi aslında, şirketin bir yiyecek firması değil, bir gayrimenkul devi olduğunu savunan Harry Sonneborn’un vizyonuyla şekillendi. Sonneborn’un geliştirdiği bu model sayesinde McDonald’s, franchise sahiplerinden kira ve lisans ücretleri alarak hamburger satışlarından daha fazla gelir elde ediyor. Ayrıca, franchise anlaşmalarını 20 yıllık yaparak ve restoranları işlek lokasyonlarda konumlandırarak uzun vadeli ve istikrarlı bir gelir modeli oluşturuyor.
Bu iş modeliyle McDonald’s, operasyonel risklerini franchise sahiplerine bırakırken, gayrimenkul yatırımları ile uzun vadeli değer artışı sağlıyor. Tüketici tercihleri değişse bile, gayrimenkul gelirleri ile iş modelini sürdürebiliyor. Bu da McDonald’s’ın başarısının yalnızca ürünlerinden değil, aynı zamanda esnek yapısından ve ileriye dönük planlama gücünden kaynaklandığını gösteriyor.
Ancak, franchise modeli avantajlarına rağmen, McDonald’s 2024 finansal performansı bazı zorlukları yansıtıyor. 2024 yılının üçüncü çeyreğine ait bilançoya göre, McDonald’s’ın küresel karşılaştırılabilir satışları %1,5 oranında düşerek şirketin üst üste ikinci çeyrekte de satış düşüşü yaşadığını ortaya koydu. ABD’de satışlar %0,3 artarken, “Uluslararası İşletilen Piyasalar” segmentinde %2,1, stratejik ortaklara lisanslanan “Uluslararası Gelişmiş Lisanslı Pazarlar” segmentinde ise %3,5 oranında gerileme görüldü.
