Ara

Üretkenliğe giden yol: Zihninizin neye ihtiyacı var?

Çalışmaktan yorulup mola veriyorsunuz ya da sadece verdiğinizi zannediyor olabilirsiniz: Zihninizin dinlenmesine ve boş vaktinin keyfini çıkarmasına izin verin

Bilişim Çağı ve beraberinde getirdiği bilginin dinamik ve hızlı edinimi gibi özellikleri bizi zamanla devamlı bir yarış içinde olmaya itmektedir. Zamana biçtiğimiz değerin anlamı da buna göre şekillenir. İş verenler çalışanlarından en yüksek seviyede verimlilik beklemektedir. Bizler ise bu düşünce biçimini o kadar içselleştirmişiz ki onu iş dışında, kendimizle birlikte her yere sürüklemekteyiz.


Beynimizde, Washington Üniversitesi’nde bir araştırma grubu tarafından default mode network olarak adlandırılan “varsayılan mod ağı” dediğimiz bir sistem bulunmaktadır. Yeni bir buluş olduğu için sistemin işlevi daha tamamiyle bilinmiyor; fakat beynin içe dönük çalıştığı dinlenme sürecinde aktive olduğunu gösteren deney bulguları vardır. Bu sistem, “odaklanma modu” denilen, isminden de çıkarılacağı üzere görevlerimize odaklandığımız focus mode’un yerini alır. Beynimiz bu iki “odaklanma modu” ve “varsayılan mod” arasında gidip gelir; fakat soru şu, bunlar üzerinde ne kadar kalabiliyoruz? Üretkenlik açısından, her ikisinden de yeterli miktarda verim alabiliyor muyuz?

Öğrenme ve varsayılan mod ağı

Daha açık olmak gerekirse, yaptığımız işe, örneğin, bir matematik problemine dikkatimizi vermeyi bıraktığımız an, beynimizin “varsayılan mod”una geçiş yapıyoruz. Bu sırada koltuğumuza yaslanıp hiçbir şey yapmıyor olabiliriz ya da yürüyüşe çıkmış olabiliriz. Diğer bir deyişle, bu aslında zihnin tam olarak olmayı istediği ve ihtiyaç duyduğu zaman diyebiliriz.


Nörobilimciler bu moda aynı zamanda task negative network yani “görev negatif ağ” demektedir çünkü bu dışsal yükümlülüklerden kurtulunan ve kişinin “benliğine” döndüğü an demektir. İçe dönüklük ile kastedilen bir diğer durum ise Columbia Üniversitesi Profesörü, Scott Barry Kaufman’ın tanımıyla, beynin “zaman yolculuğu”na çıkmasıdır. Beyin geçmişteki anılarını ve deneyimlerini hatırlar ve onları gelecek planlarına taşır. Öğrenme, “odaklanma modu” sırasında edinilen yeni bilgi ve dinlenme sürecinde hatırlanan geçmişe dair tecrübeler arasında ilişki kurma ile gerçekleşir. Dolayısıyla, varsayılan mod ağı, yeni bilginin işlenmesi ve uzun vadede içselleştirilmesi bakımından gereklidir.

Vakit öldürmek ve üretkenlik

Diyelim ki işte veya okulda herhangi bir konuda yaratıcı bir fikirle gelmeniz bekleniyor ve bütün dikkatinizle odaklanıp bir fikir üretmeye çalışıyorsunuz ancak aklınıza hiçbir şey gelmiyor. Bir süre sonra bunu bir kenara bırakıp yemek yapmak ya da çamaşır asmak gibi daha az zihinsel çaba gerektirecek işlerle vakit öldürüyorsunuz. Zihniniz çaba göstermezken ve amaçsızca düşünürken bir anda aklınıza o yaratıcı fikir geliveriyor. Odaklanma ve yeni bilgi edinimi bir işin başlangıcı için şart; fakat yaratmak ya da üretmek için zihnimizin ara verip başıboş gezinmesi gerekir.

Benlik Bilinci: yapabileceklerim neler?

Yukarıda bahsedildiği üzere, kişinin “benliği” üzerine yoğunlaştığı bir evreye geçiş yapıyoruz. Benlik bilincine varıldığında kişilikteki güçlü ve zayıf yanlarında da bilincinde olunur. İlgilerimizin ve yapabileceklerimizin farkında oluruz. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda, hangi projelerde yer almak istediğimizi ya da onlara ne katkı sağlayabileceğimizi biliyor oluruz. Zihin varsayılan moddayken, dış uyarıcılara enerji harcamayı bırakır ve böylece kendimizle baş başa kalırız; geçmişimizden bölümler hatırlayarak eylemlerimizin altında yatan sebepler üzerine nihayetinde doğru yargılara varabiliriz.

Peki Aslında ne yapıyorum?

Bazılarımız boş vakit öldürmenin aslında bir noktada zamanın verimli kullanımı olduğunu kabul etmekte güçlük çekmektedir. Zamanın verimli kullanımının bir göstergesi olarak zihnimizi sürekli uyarmak, yeni bilgi tanımlamak ya da kayda değer bir uğraşla meşgul etmek zorunda olduğumuza dair yanlış bir algı var. Örneğin, yaptığımız işe ara verdiğimizde bile, telefonun kilidini açıp epostalarımızda ya da sosyal medya hesaplarımızda geziniyoruz ve hala dışsal bir uyarana cevap vermeyi sürdürüyoruz. Hakettiğimiz molayı verdiğimizi düşünürken aslında sadece işten kaytarıyoruz ve beynimize gerçekten ihtiyacı olanı vermiyoruz.

Sonuç

Varsayılan mod ağı, diğer bir deyişle, başıboş gezinen zihin, akıl yürütme, benlik bilinci, geçmişi geleceğe bağlama ve dahası birçok özelliğiyle doğru yargılara varmamızı sağlıyor. Yüksek dikkat gerektiren bütün işlerimiz arasında boşa zaman harcamak gibi görünse de aslında yaptığımız işlerin verimliliği, zihinde uzun süre kalıcılığı ve sonuç olarak üretkenliğe fayda sağlıyor.

Kaynakça

  • Gkiokas, Dimitris. “How To Utilize Both Brain’s Thinking Modes: Focused vs Diffuse.” Themetalearners, 8 Mar. 2018.

  • “Default Mode Network.” Wikipedia, Wikimedia Foundation, 24 Sept. 2020.

  • Firth, Joseph, et al. “The ‘Online Brain’: How the Internet May Be Changing Our Cognition.” World Psychiatry : Official Journal of the World Psychiatric Association (WPA), John Wiley & Sons, Inc., June 2019.

  • Heid, Markham. “This Is What's Happening in Your Brain When Your Mind Wanders.” Medium, Elemental, 1 Sept. 2020.

  • Neurosci. “Know Your Brain: Default Mode Network.” Neuroscientifically Challenged, Neuroscientifically Challenged, 17 June 2015.

2021 © The Brand Planet tescilli bir ticari marka ve mülktür. Tüm hakları saklıdır. Bu site Görsel Atölye tarafından 🧡 ile tasarlandı.