top of page
Ara

The Body Shop, pazarlama faaliyetlerinde artık 'yaşlanma karşıtı' ifadesini kullanmayacak

The Body Shop, doğal yaşlanmayı kötü bir şey olarak tanımlayan dile karşı tavır alarak bir kez daha aktivist köklerine geri dönüyor

The Body Shop, pazarlama faaliyetlerinde artık 'yaşlanma karşıtı' ifadesini kullanmayacak

İnsan hakları savunucusu ve çevreci Anita Roddick tarafından kurulan, ürün testlerinde hiçbir canlı üzerinde test yapılmaması ile farklılaşan popüler cilt bakım markası, 1986'da balinaları kurtarmak için kampanya yapmaktan, 2010'dan 2013'e kadar BM AIDS ile ortaklaşa HIV farkındalığı çabalarını desteklemeye kadar farklı zamanlarda birçok projede etkin rol oynamıştır.


Doğal güzelliğe odaklanan markanın, ana odağından uzaklaşması manasına gelen fakat markanın büyümesinde önemli rol oynayan Body Shop'un Drops of Youth serisi, dünya çapında markanın "her 23 saniyede bir satılan ürün" ünvanına sahip olmasıyla, en çok satan cilt bakım ürünü olarak kabul ediliyor. Bu veriler finansal anlamda marka için iyimser bir tablo çizse de, ürünün üzerinde yazan ad, güzellik kavramının tüketiciler tarafından nasıl algılandığını ve endüstrinin bu tür idealleri yaymadaki rolü düşünüldüğünde marka, özünden uzaklaştığı öngörüsü ortaya çıkıyor.


Bu nedenle, İngiliz güzellik markası The Body Shop, yaşlanma karşıtı kremlerine yönelik yeniden markalama stratejilerini kapsamında verilen marka mesajının sert etkilerini tersine çeviriyor. Böylece, doğal yaşlanmayı kötü bir şey olarak tanımlayan dile karşı tavır alarak bir kez daha aktivist köklerine geri dönüyor.

Body Shop, öz sevgiye odaklanan kampanyasının bir parçası olarak 2021'de lanse ettiği Global Self Love Index sonuçları ardından en sevilen ürünlerini yeniden gözden geçirmek için yola koyuldu.


Araştırma sonuçlarına göre, güzellik endüstrisinin gerçekçi olmayan iddiaları ve görüntüleri ile zayıf benlik saygısını büyük ölçüde etkilediğine inanan insanların sayısı rekor seviyelerde. The Drum'ın haberi de, bu sonuçları doğrular nitelikte.

Araştırmadan elde edilen karamsar sonuçlar, The Body Shop'un markasının, dili veya ürünleri aracılığıyla, olağandışı beklentileri müşterilere anlatmanın ne kadar etik olduğu görüşünü ve bu fikrin markaya ne tür sonuçlar doğuracağına yönelik fikirler vermekteydi. Aktivizme dayanan bir şirket olarak, bunun yerine alışveriş yapanları, doğru mesajlarla daha fazla alışveriş yapmaya motive edebilecek stratejileri keşfetmek için harekete geçti.

Bu kapsamda, mevcut ürünlerin reçetesinde değişiklik yapılma kararı alan şirket, yeni geliştirilen Edelweiss serisinde büyük değişiklikler yaptı. Bu kapsamda, ürüne adını veren bileşenin oranını iki katına çıkardı. Bu doğal bileşenin, Retinol'den %43 daha fazla antioksidan niteliklere sahip olduğu, bu da koleksiyonun cildi güçlendirmede etkili olmasını sağlarken, cildin kendini yenileme yeteneğini de artırdığı belirtiliyor.

Body Shop ayrıca, ürün yelpazesini %90 doğal kökenden gelecek ve vegan sertifikalı olacak şekilde yeniden formüle ederek B-corp sertifikasını alarak, gelecek dönemde doğallık tarafında daha büyük işlere imza atmayı hedefliyor.


Edelweiss çiçeği hakkında mini bilgi

Edelweiss’in anatoprağı Mogolistan bozkırları olan ve dünya üzerindeki yayılımı Avrupa dağlarında, Jura dağlarından ve Karpatlardan, Pirenelere kadar uzanan bölgede görülen “Dağ Çiçeklerinin Kraliçesi” olarak da bilinen, küçük beyaz ve yünsü görünümlü bu çiçek yüksek kayalık uçurumların ulaşılması güç noktalarında soğuğa ve zor hava koşullarında yetişir.


Geleneksel tıpta birçok alanda kullanılan bitkinin diğer bir özelliği ise, dizanteri, ishal ve göğüs kanseri tedavisinde kullanıldığı söylenir.


Görünen o ki; Edelweiss çiçeğinin sahip olduğu şifa ve zor koşullara dayanıklı olmasından yola çıkan marka, ürününü cildi "güçlendiren ve koruyan" sıfatıyla piyasaya sürmesi ardından elde ettiği başarı hiçte tesadüf değil.

Etiketler:

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page